Fe +2 Mi? Edebiyatın Kimyası Üzerine Düşünceler Giriş: Kelimeler ve Duyguların Kimyası Bir kelime, bazen bir düşünceyi ateşle yoğurur, bazen de bir duyguyu su gibi akıcı hale getirir. Edebiyat, insanların iç dünyasını dışarıya yansıtma biçimidir, kelimelerle bir kimya yaratır. Tıpkı bir kimyasal reaksiyon gibi, doğru kelimeler doğru bağlamda birleştirildiğinde, insanın ruhunda derin etkiler bırakabilir. Peki, ya bir elementin kimyasal haliyle ilgili sorularla edebiyatı harmanlasak? Fe +2 mi? Bu soru, yalnızca kimyayı değil, aynı zamanda anlatının gücünü ve metinler arası ilişkilerin nasıl insanları dönüştürdüğünü de sorgular. İroninin, sembolizmin, mitolojinin ve karakter analizlerinin birleşiminden doğan edebi yapılar, her okuma deneyiminde bir kimyasal…
Yorum BırakKategori: Makaleler
Mağusa Limanı Sözü Kime Ait? Küresel ve Yerel Perspektif Mağusa Limanı Sözü Nedir? “Mağusa Limanı” sözü, çoğu zaman siyasette ve tarihsel anlatımlarda karşımıza çıkan bir ifade. Peki, bu söz kime ait? Aslında, bu soru sadece bir kelime ya da cümle peşinde sürüklenen bir araştırma değil. Aynı zamanda bir kültürün, bir dönemin, bir kavramın izlerini taşıyan bir sorgulama. Mağusa Limanı, Osmanlı dönemine dayanan bir metafordur ve genellikle geçiş noktalarını, fırsatları ve bazen de kaybedilen imkanları anlatmak için kullanılır. Sözü bu kadar ilginç kılan, yerel ve küresel düzeydeki anlamlarının farklı biçimlerde şekillenmesidir. Peki, “Mağusa Limanı sözü kime ait?” sorusunun cevabı ne? Hadi,…
Yorum BırakBilardo: Bir Spor Mu, Yoksa Felsefi Bir Deneyim Mi? Bir gün, bir bilardo masasının etrafında düşüncelere dalmıştım. Toplar düzenli bir şekilde yerleştirilmiş, fakat içimdeki huzursuzluk, sadece fiziksel hareketlerin ve net kuralların ötesinde bir şeyler arayışında olmama neden olmuştu. Bilardo, yalnızca reflekslerin ve hesaplamaların oyunundan mı ibarettir, yoksa insana dair daha derin bir anlam taşır mı? Pek çok insan bu sporu bir eğlence olarak görse de, düşündüğümde, hareketlerin içindeki bilinçli seçimin, kararların ve hayal gücünün bir yansıması gibi geldi bana. İnsan zihninin karmaşıklığı, bir bilardo masasının üzerine serilmiş toplar gibi, görünenden daha fazlasını barındırır. Peki, bilardo gerçekten sadece bir spor mudur,…
Yorum BırakAlçak Basınç Alanları Bulutlu Mudur? Siyaset Bilimi Perspektifinden Bir Analiz Siyaset, toplumsal düzeni şekillendiren güç ilişkileri, kurumlar ve ideolojiler etrafında döner. Toplumlar, kendi içindeki güç dinamikleriyle var olur ve bu dinamikler çoğu zaman görünmeyen, derin yapılar tarafından yönlendirilir. Dışarıdan bakıldığında oldukça stabil gibi görünen devlet yapıları, aslında karmaşık bir iktidar ağının, kurumların ve ideolojilerin etkileşimiyle varlıklarını sürdürürler. Peki, bir toplumdaki güç ilişkileri ne kadar görünürdür? Tıpkı alçak basınç alanlarının hava durumu üzerindeki etkisi gibi, görünmeyen güçler de toplumsal yapılar üzerinde derin izler bırakır. Bu yazıda, alçak basınçların bulutlu hava yaratması gibi, toplumsal düzenin görünmeyen yapılarının demokrasiyi, yurttaşlığı ve katılımı nasıl…
Yorum BırakPC Güç Modu Nasıl Açılır? Bir Başlangıç Hikayesi Bir Gün, Bir Adım, Bir Güç Modu Ali, sabah işe gitmeden önce bilgisayarını açmayı başardı. Bu sabah, her zamanki gibi bilgisayarın başına oturup hemen işe koyulacak kadar hızlı bir başlangıç yapmamıştı. Bilgisayar açıldığında, gözleri ekrandaki şifreyi girme alanına odaklanmıştı ama zihni biraz daha dağınıktı. Sonra bir şey fark etti. Bilgisayarının eskisi kadar hızlı başlamadığını, işlemcinin neredeyse her tıkırtısında içinin sıkıştığını hissetti. Yine mi sorun çıkmıştı? Neden sürekli olarak yavaşlıyordu? Ali’nin bu gibi anlarda başvurduğu ilk şey, çözüm odaklı düşünmekti. Ne de olsa, her şeyin bir çözümü vardı! Hemen bilgisayarının güç ayarlarını gözden…
Yorum BırakRabia Hânım Kimdir? Felsefenin Gözüyle Bir İnceleme İnsanın doğru bildiği yanlışlar, her zaman dünyayı anlamlandırma çabalarındaki en büyük engellerdir. Bazen doğruluğun kendisi bile sorgulanabilir hale gelir. Gerçeklik ve bilgi üzerine düşündüğümüzde, aklımıza bir dizi felsefi soru gelir: “Neyin doğru olduğunu nasıl bilebiliriz?” “Kendimize güvenebilir miyiz?” “Kim haklıdır?” Ve bu sorular bir insanı, tıpkı Rabia Hânım gibi, tarihte iz bırakmış bir figürü incelemeye iter. Rabia Hânım, adını çoğunlukla tasavvufla ilişkilendirdiğimiz ve aşkı, sevgiyi, insanın içsel dünyasına dair derin düşünceleriyle hatırladığımız bir isimdir. Ancak felsefi bir bakış açısıyla, Rabia Hânım’ı yalnızca bir dini figür değil, aynı zamanda bir epistemolojik, etik ve ontolojik…
Yorum BırakKumbara Kelimesinin Kökü Nedir? Felsefi Bir İnceleme Bazen en basit nesneler, en karmaşık soruları gündeme getirebilir. Bir kumbara… Sadece bozuk paraların biriktirildiği bir obje mi? Peki ya birikim, sadece maddi değer mi taşır? Kumbara kelimesinin kökü, bu sıradan nesnenin ötesine geçen bir anlam taşıyor olabilir mi? Bu yazıda, basit gibi görünen bir kelimenin arkasındaki felsefi soruları ve derinlikleri keşfedeceğiz. Felsefenin temel alanları — etik, epistemoloji ve ontoloji — her biri insan hayatının anlamını, bilgiye nasıl ulaşacağımızı ve varoluşun doğasını inceleyen konulardır. Bu bağlamda, “kumbara” kelimesinin kökünü incelemek, sadece dilbilgisel bir soru olmaktan çıkacak ve bize daha derin bir felsefi keşif…
Yorum BırakKatma Değerli Ürün Ne Demek? Edebiyat Perspektifinden Bir İnceleme Kelimelerin gücüyle büyülenmiş bir edebiyatçı olarak, insanın bir düşünceyi, duyguyu ya da bir gerçeği nasıl işlediği, işlediği malzemeyi nasıl dönüştürdüğü her zaman ilgimi çekmiştir. Bir kelime, bazen düz bir anlam taşırken bazen de bir hikayeye, bir evrene, bir dünya görüşüne dönüşebilir. Bir kelimeye eklenen anlam, ona verilen şekil, ondan yaratılan metinler ve karakterler birer “katma değerli ürün” gibidir. Ancak bu “katma değer” sadece anlamla değil, duyguyla, sembolizmle, bazen de eleştirisel bakış açılarıyla şekillenir. Peki, bu terimi ekonomi dilinden alıp edebiyat alanına taşır ve kelimeleri işlediğimiz şekilde, edebi ürünlerin katma değerine nasıl…
Yorum BırakÖzdeyiş Nedir? Farklı Yaklaşımlarla İnceleme Özdeyiş, kısa, özlü ve derin anlamlar taşıyan cümlelerdir. Herkesin hayatında karşılaştığı, bazen bir durumun özünü anlatan, bazen de bir düşünceyi yoğunlaştırarak ifade eden bu cümleler, tarihin ve kültürün izlerini taşır. Bir mühendis olarak mantıklı, analitik düşünmeye eğilimliyken, insana dair derinliklere inmeyi seven bir insan olarak da özdeyişlerin duygusal yönünü fark ediyorum. Yani, bir özdeyişin bilimsel tarafı ile insana dokunan tarafı arasında gidip gelmek, bence oldukça ilginç bir tartışma yaratıyor. Özdeyiş Nedir? – İçimdeki Mühendis Böyle Diyor Özdeyişleri ilk düşündüğümde, içimdeki mühendis devreye giriyor ve diyor ki: “Özdeyiş, dilin matematiksel bir özüdür. Her cümle, belirli bir…
Yorum BırakKanuni Esasi Hangi Meşrutiyet? Tarihin Işığında Eğitim ve Toplumsal Dönüşüm Öğrenmenin Dönüştürücü Gücü: Eğitim ve Toplumsal Yapı Eğitimci kimliğimle, her yeni bilgiyi öğrenmenin sadece bir zihin egzersizi değil, aynı zamanda toplumun genel yapısını sorgulamak ve dönüştürmek için bir fırsat olduğunu düşünüyorum. Öğrenme süreci, yalnızca bireysel gelişimle sınırlı kalmaz, toplumsal değerler ve ideolojiler üzerinde de derin etkiler yaratır. Tarihe baktığımızda, bu dönüşümün en güçlü örneklerinden biri de Kanuni Esasi’dir. Osmanlı İmparatorluğu’nda kabul edilen ilk anayasa olarak kabul edilen bu belge, 1876 yılında Birinci Meşrutiyet ile hayata geçmiştir. Ancak Kanuni Esasi’yi anlamak, sadece tarihi bir belgeyi öğrenmekle kalmaz, aynı zamanda bireylerin toplumsal…
Yorum Bırak